Hem tanıdık, hem yepyeni: AKP hükümeti sözlüğü

Gözde S. Kadıoğlu

[email protected]

Soner Yalçın 15 Mart 2018 tarihinde “Yetmedi mi artık” başlıklı bir yazı kaleme aldı. O yazının çok mühim bir bölümü var:

“Modern Türkiye tarihini Tanzimat ile başlatırsak ka­baca şöyle bir değerlen­dirme yapabiliriz:

– Tanzimat’a karşı II. Ab­dülhamit…

– II. Abdülhamit’e karşı İttihatçılar…

– İttihatçılara karşı Hürri­yet-İtilafçılar…

– Hürriyet-İtilafçılara karşı Kemalistler…

– Kemalistlere karşı Gard­rop Atatürkçüler…

– Gardrop Atatürkçülere karşı Refah Partisi…

– Refah Partisi’ne karşı 28 Şubat…

– 28 Şubat’a karşı AKP…

Tablo böyle ne kadar daha sürüp gidecek?

200 yıldır süren kultur­kampf/”kültür savaşımız” ne zaman-nasıl son bulacak?”

Tanzimat, II.Abdülhamit, İttihatçılar… Yukarıdakilerin hepsinin lugatı ayrı, zaman zaman aynı şeyleri farklı kelimelerle savunuyor. Bu kelime ve kalıplar ‘kultur­kampf’ın belki de temelini oluşturuyor.

AKP hükümetiyle günlük yaşamda kullanılan dile, kimi yeni duyulan, kimi nadiren kullanılan bazı kelimeler, tanımlar, sıfatlar girdi.

Akla ilk gelenler şöyle özetlenebilir:

Yeni Türkiye: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin AKP hükümeti boyunca anıldığı şekli ‘Yeni Türkiye’…

Hassasiyetlerimiz: Herkesin hassas olduğu konular var, ancak ‘hassasiyetlerimiz’ deyişi Erdoğan’ın hemen hemen her konuşmasında kullandığı bir terim olarak hayatımıza yeniden girdi.

Kayyum atamak: Kayyum bir hukuk terimi ve karşılığı “belli bir malın belli bir süre yönetilmesi ya da belli bir işin yapılması için resmi makamlarca yetkili olarak görevlendirilmiş kimse.” olarak geçiyor. AKP hükümeti boyunca pek çok şirkete TMSF (Tasarruf Mevduatları Fonu) tarafından çeşitli nedenlerle el koyulması sonrası yönetimlerine kayyum atandı. Hukukta sıklıkla kullanılan bir kelime olsa da günlük yaşantıda pek de yeri olmayan kelime, artık şakalara bile konu olacak kadar içimize işledi.

Fıtrat: Tasavvufta da önemli bir yeri olan kelimenin anlamı ‘yaradılış’… Bizim hayatlarımıza girişi ise ‘bu işin fıtratında var’ açıklamaları olmuştu. Özellikle maden kazaları sonrası yapılan bu açıklamalar, yüreğimizi bir kat daha dağlamıştı..

Plebisit: Plebisit kelimesi, dilimize Fransızcadan geçen bir kelime. Bu kelime dilimizde halk oylaması anlamına geliyor.

Pek çoğumuz bu kelimeyi ilk kez 2013 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kurmaylarından duyduk. Anlamını bilmiyorduk.

Ne olmuştu

Gezi Olayları ile alevlenen Topçu Kışlası tartışmaları sırasında Başbakan Erdoğan ‘plebisit’ ile karara varılacağını açıklamıştı. Daha önce ‘rezidans’, ‘AVM’, ‘Şehir Müzesi’ seçenekleri de gündeme gelen binanın ne olacağına karar verilecekti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 2014 yılında gerçekleştirilen bütçe görüşmelerinde Gezi Olayları’ndan sonra AKP hükümetince ‘vazgeçildiği’ açıklanan Taksim Kışlası Restitüsyon Projesi’nden aslında ‘vazgeçilmediği’ ortaya çıkmıştı.

Nas: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2021 yılında Merkez Bankası’nın (MB) faiz indirimine ilişkin, “Bir Müslüman olarak ‘nas’lar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Hüküm bu” sözleri ile “nas tartışması” alevlendi.

Peki Nas ne demek

İslâm ilimlerinde nas (çoğulu nusûs) denilince genellikle Kur’an ve Sünnet’in lafızları kastedilir. Kaynaklar sıralamasıyla ilgili anlatımlarda Kitap ve Sünnet yerine kısaca “nusûs” dendiği de olur.

Bu anlamıyla nas vahyin metinsel verisi olduğundan teşrîin ve dinî bilginin temelini oluşturur; karşıtı genel olarak “ictihad”dır. İctihad, istidlâl ve kıyas gibi kavramlarla karşıt olarak zikredildiğinde nas Allah ve Peygamber’in sözünü, bu kavramlar da nasların akıl yoluyla açılımını anlatır.

Çapulcu: Yine Gezi Olayları’nın yaşandığı 2013 yılında, yine o dönem Başbakan olan Erdoğan tarafından kullanılan kelime, ilerleyen günlerde binlerce kişinin kendini ‘çapulcu’ olarak nitelemesine yol açmıştı.

Çapulcunun sözlük anlamına baktığımızda şu tanımı görüyoruz:

​​Başkasının malını yağmalayan, yağma ile geçinen, yağmacı.

Rabia: Rabia günlük hayatımıza 2014 yılında girdi. Başbakan Erdoğan’ın mitinglerinde kullanmaya başladığı Rabia işareti 2013 Mısır askerî darbesini protesto etmek amacıyla Mısır’ın seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler destekçileri tarafından kullanılan bir el işaretiydi. Erdoğan, yaptığı 4 parmak işaretinin bir anlamının aynı zamanda Esma olduğunu ancak tek anlamının Mısır olmadığını belirterek ve şunları söylemişti:

“Mursi Türkiye’deki uygulamayı Mısır’a almak isteyen bir insandı. Rabia işareti bir defa Mursi’nin cezaevine girmesinden sonra çıktı. Rabia işaretini kullanıyorum ama tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlamında. Aynı zamanda da Esma anlamı var tabii ki. 18 yaşındaki kızın şehit edilişi ortada. Acaba buna bu şekilde ağlayanlar ona ağlıyor mu?”

Görevden affını istemek: 2020 yılında AKP hükümetinin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından kullanılarak hayatlarımıza giren bu kalıp ‘istifa etmek’ yerine kullanılıyor. “Görevden af” ifadesi en son 48 yıl önce, Lima Fahri Başkonsolosu görevden alındığında Resmi Gazete’ye girmişti. Bu ifade kayıtlarda sadece 3 kez yer aldı.

Yerli ve Milli: Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP kurmaylarının sıklıkla kullandığı ‘yerli ve milli’ kalıbımız…

Kırmızı çizgimizdir: Kırmızı çizgi Türkçe sözlüğüne göre yasak olan bölgeyi belirleyen çizgi olarak tanımlanıyor. Halk arasında ise “olmazsa olmaz”, “geri adım atılamaz”, “vazgeçilmez”, “aşılmasına izin verilemez” olarak kullanılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kudüs için söylediği ‘kırmızı çizgimizdir’ deyişi, sıklıkla kullanılan bir kalıp halini aldı.

Durmak yok, yola devam: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AKP hükümetinin gerçekleştirdiği icraatleri sıraladıktan hemen sonra söylediği, konuşmalarının olmazsa olmazı haline gelen cümle.

Ne yaparlarsa yapsınlar…: 1999 yılında, o dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Erdoğan’ın Konya’da söylediği sözler, 24 yıldır değişmedi.

Konuyu, başlarken alıntıladığımız Soner Yalçın yazısının finali ile noktalayalım:

“Ne zaman son bulacak bu topraklardaki 200 yıllık kültü­rel çatışma?

Kültürü, çatışma konusu olmaktan kim- nasıl çıkara­cak?

Bu konu üzerinde çok dur­mak-tartışmak gerekmiyor mu?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir